el_fida's profileel_fidaPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    January 14

    ..

    Ben Senden Önce

    Ben
    senden önce ölmek isterim.
    Gidenin arkasından gelen
    gideni bulacak mi zannediyorsun?
    Ben zannetmiyorum bunu.
    İyisi mi,
    beni yaktırırsın,
    odanda ocağın
    üstüne korsun
    içinde bir kavanozun.

    Kavanoz camdan olsun,
    şeffaf,
    beyaz camdan olsun
    ki içinde beni görebilesin
    Fedakârlığımı anlıyorsun :
    vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
    senin yanında kalabilmek için.
    Ve toz oluyorum
    yaşıyorum yanında senin.
    Sonra, sende ölünce
    kavanozuma gelirsin.
    Ve orada beraber yaşarız
    külümün içinde külün
    ta ki bir savruk gelin
    yahut vefasız bir torun
    bizi ordan atana kadar...

    Ama
    biz
    o zamana kadar
    o kadar karışacağız ki birbirimize,
    atıldığımız çöplükte bile
    zerrelerimiz
    yan yana düşecek.
    Toprağa beraber dalacağız.
    Ve bir gün yabani bir çiçek
    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak iki çiçek açacak :
    biri
    sen
    biri de
    ben.

    Ben
    daha olumlu düşünüyorum
    Ben daha bir çocuk doğuracağım
    Hayat taşıyor içimden.
    Kaynıyor kanım.
    Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
    ama sen de beraber.
    Ama ölüm de korkutmuyor beni.
    Yalnız pek sevimsiz buluyorum
    bizim cenaze şeklini.
    Ben ölünceye kadar da
    Bu düzelir herhalde.
    Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
    İçimden bir şey :
    belki diyor.

    nazım hikmet ran
    January 13

    .

    demiştim sana hatırlarsan ;
    "önemli olan zamana bırakmak değil, zamanla bırakmamaktır.."
    şimdi bana geçen o zamanın unutulmaz sancısı kalır..
    gittiğim eğer BEN'sem,
    söyle bana kimden gittim ??
    SEN'de yoktum zaten BEN..
    BEN yine BEN'de bittim....

    nazım hikmet
    December 25

    ..

    Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? 
     
    Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

     Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

     ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

     Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?

     Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...

     Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?

     Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

     Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?

     Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

     Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?

     Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

     Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?

     Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

     Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

     Nereden bileceksin?

     Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.

     Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

     Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..

     Ama sen hiç benimle olmadın ki...
    YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...

     Can YÜCEL

    December 22

    .

    (Yitik öyküdür)
    Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan
    İki ayrı yürekte durmadan kanayan
    Seyduna’yla Şahrud
    Yüreklerin akarken bıraktığı izi
    Birbirlerinin gözlerinde aradılar.
    Yoktu.
    İki iklim farkıydılar
    Ne zaman göz göze değseler
    Yangın çıkmayacak denli uzaktılar.
    Yalnızca aynaların dökülen sırrına yansırdı
    Üçüncü bir kente düşmüş suretleri

    Şahrud gökyüzü geliniydi.
    Yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri.
    Bir solukluk rüzgarda bile
    Usul usul kanardı gelincik bedeni.

    Seyduna yeryüzü cehennemi.
    Ölüm, çağrılı uçurumlarda sınardı sevdasını
    Yalnız ufuk çizgisinde buluşurlardı,
    Onu da güneş günde iki kez ateşe verirdi.

    İki iklim ayrıldılar.
    “Ya Şahrud!” dedi Seyduna
    “Gözlerime mermi diye sevdanı sürdüm.
    Ardına bakma, gözyaşımla vurulursun.
    Su gibi git.”

    Şahrud’un yüzüne keder mayın gibi durdu.
    Ve zaman gözlerinin su yeşilinde kuruldu.
    Hüzün bir Buda heykeli gibi çırılçıplak,
    Yüzlerine oturdu.

    Rivayet odur ki,
    Şahrud vardığı denizlerde hala
    Seyduna türküleriyle uyanmakta,
    Seyduna, Şahrud’un gözlerinden kalan
    Masalla yaşlanmakta.)


    (biliyorum! sen yine parmak uçlarında üşüyosun,aramızda kıvrılıp yatan uzaklıga inat,ayaklarınla kasıklarımın kasıgasını,ellerinle yüregimde yaktıgın ateşi düşlüyorsun.sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta ve çırıl çıplak bir ırmaga dönüşüyor yatagımızda apansız,parmakların tıkır tıkır işliyor iştahla,biliyorsun yaşamaktır aşk, geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku bogazında,DELİCE BİR YANGIN PARMAKLARININ BUZULUNDA........)

    December 15

    birde sen ğitme

    Bir de sen gitme
    Akşamlar böyle biter
    Hep böyle dertli biter
    Evli evine gider
    Kuşlar yuvaya döner

    Bir de sen gitme
    Bir de sen gitme içimden
    Yaralıyım ben

    Giden bu yolculardan
    En çok ben şanssızım
    Ne kadar çok yaşadıysam
    O kadar çok yalnızım

    Biraz da sen ağla
    Ölürken bile hasretim sana
    Bir tek sen anla
    December 12

    özledim

    Bir rüya gördüm geçen gece; ellerim ellerinde
    değildi, gözlerini arıyordu gözlerim,
    sesini duymak
    sana dokunmak kokunu içime
    çekmek istiyordum ama yoktun
    sağa baktım sola baktım yoktun.... hıçkırarak
    uyandım derin bir 'ohh' çektim
    ama o da neydi
    rüyam gerçekti sen yoktun
    ellerin, gözlerin, o sıcak
    nefesin yoktu soğuk, üşüyorum, titriyorum
    sıcaklığına ihtiyacım var gel artık
    sevdiğim gel artık gell bir çiçeğin suyu
    gecenin gündüzü özlemesi
    kadar özledim çok özledimm seniii çokkkkk

    kara sevda

    KARA SEVDA

    Bir kere sevdaya tutulmaya gör;
    Ateşlere yandığının resmidir.
    Aşık dediğin, Mecnun misali kor;
    Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

    Dünya bir yana, o hayal bir yana;
    Bir meşaledir pervaneyim ona.
    Altında bir omur done dolana
    Ağladığım yer penceresi midir?

    Bir köşeye mahzun çekilen için,
    Yemekten içmekten kesilen için,
    Sensiz uykuyu haram bilen için,
    Ayrılık olumun diğer ismidir

    December 08

    __SeNi SeViYoRuM__

     

     

     

    Aşk bu olmalı.

    Aniden uyanmak uykudan

    ve bilmek

    o anda çok uzaklarda adının söylendiğini.

    Çok uzaklarda olduğunda bile duyabilmek seni

    Aynı anda kelimeleri çarpıştırmak

    ve gülümsemeyle susmak

    Aynı şeyi düşündük yine.

    Seni seviyorum.

    Hiç bu kadar dolu olmamıştı bu iki kelime.

    “Seni seviyorum.”

    Sanki yüreğimden kopuyor bir parça

    dilime taşınıyor, ordan sana.

    Bir daha söylüyorum, bir daha.

    Her söylediğimde hissediyorum

    yüreğimin ılık ılık dolduğunu senle.

    Aşk denen şey bu olmalı işte.

    Sustuğunda bile gözlerin anlattığı şey.

    Ama daha sana dokunamadım bile

     

    September 20

    .

    ay ışığı hükmediyor

    yine parmaklarıma...

    yazıyorum sana olan sevgimi

    yine bir gece yarısında...

    uzakta olsanda aslında

    sen yanımda yatağımda

    benimle seyrediyorsun gökyüzündeki ayı

    dokunmasanda

    hissediyorum parmaklarını

    ve yanağımda dudağın.

    sıcak ve sen kokuyor

    yanaklarım öpüşünü

    hissettikten sonra